ŞEHİRLİLER DAHA ÇOK TERLİYOR

Türk Coğrafya Kurumu /

Güneş herkesi ısıtıyor ama Şehirliler daha çok terliyor Sera etkisi şehirlerde daha çok hissediliyor. Örneğin ıstanbul’da şehir sıcaklığı, kırsala göre bir derece daha fazla. Peki, bunun nedenini biliyor musunuz? ________Doç.Dr. Barbaros Gönençgil TÜRÇEK Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniv. Coğrafya Böl. Öğretim Üyesi yeşiliz 3O MART-NiSAN 2007 SAYI 2 Çevre sorunları, doğrudan etkilerle olduğu kadar neden oldukları dolaylı etkilerle de felaketlere neden olan süreçleri harekete geçirebilir. Bu süreçlerden biri orman alanlarının kaybı, aşırı ve plansız kentleşme, kontrolsüz fosil yakıt kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkan hava kirliliği ve sera etkisidir. Sera etkisi, bilindiği gibi güneşten değişik dalga boylarında gelen enerjinin yeryüzünden yansıması sonucunda atmosfer tarafından tutularak tıpkı seralarda olduğu gibi birim alanda ısınmaya neden olmasıdır. Aslında atmosfer, tamamıyla bir “sera” olarak dünya yüzeyindeki aşırı soğumayı engelleyen bir gaz tabakasıdır. Atmosferin olmadığı bir dünyada hava sıcaklığının -18°C olacağı varsayılmaktadır. Bu doğal ve yararlı sera etkisinin yanında bir de özellikle insan etkileriyle ortaya çıkan yapay sera etkisi vardır. Küresel ısınma bunun sonucudur ve insan etkisiyle sera gazlarının atmosfere salımı aslında bir kirlenmedir. Sera etkisi de tıpkı erozyonda olduğu gibi doğal bir süreç olarak var olsa bile, insan faaliyetleri neticesinde etkisi veşıddetı artarak bır çevre sorunu halini alır. Bu şekilde ortaya çıkan kirlilik ve bu kirlilik sonucunda özellikle şehirlerde ısı terselmesinin de etkisiyle ağırlığını hissettiren yerel sera etkisi, zamanla “şehirsel ısı adası” kavramını doğurmuştur. Şehirsel ısı adası, özellikle çarpık kentleşme neticesinde şehirlerin çevrelerindeki kırsal alanlara göre daha çok ısınması ve bunun neticesinde de birçok çevresel sorunun yaşandığı bir problem olarak ifade edilebilir. Aslında şehirsel ısı adası kavramını ortaya çıkaran şehirsel iklim değişimleri, tek başına kirliliğin ve sera etkisinin bir sonucu olmayıp, şehirleşmeyle birlikte doğal yüzeylerin ortadan kalkarak birer kara cisim olan asfalt ve beton gibi malzemelerin bu doğal yüzeylerin yerini almasıyla gerçekleşir. Şehirler daha sıcak Şehirlerde meydana gelen bu değişiklikler şehir atmosferini, dolayısıyla şehir iklimlerini etkilemeye başlamıştır. Özellikle İstanbul gibi hızla ve çarpık bir şekilde büyüyen şehirlerde bu süreç hızlıdır. Şehirsel iklim değişimlerinin sonuçları birçok alanda hissedildiği gibi şehir içinde kalmış meteoroloji istasyonlarının verilerini de etkiler. Örneğin, İstanbul için çeşitli zamanlarda yapılan araştırmalara göre, şehir içi sıcaklıkların kırsal kesime göre yaklaşık 1°C artmış olduğu görülmüştür. Bu küresel ısınma için verilen ortalama O.7°C’lik artıştan da fazla. Bu artışlar özellikle Temmuz ayı minimum sıcaklıkları ile yıllık ortalama minimum sıcaklıklarda belirgin. Örneğin şehir içi istasyon olan Göztepe ile kırsal istasyon olan Şile arasındaki 1.75°C fark, ve Kandilli istasyonu ve Şile arasındaki 1.32°C fark şehirleşmenin etkisini gösterir (Kum 2006). Doğal yüzeyler yerini asfalta, betona, tuğlaya bırakıyor... Şehirlerde ıklim değişiyor! Özellikle güneşten gelen enerji miktarının arttığı yaz ve yaz mevsimine geçiş aylarında, şehirlerin yüzeyini oluşturan asfalt, beton ve tuğla gibi malzemelerin gündüzleri güneşten gden kısa dalgalı radyasyonu depolayıp, güneş battıktan sonraki saatlerde geri vermeleri, şehirlerde ölç(ilen minimum sıcaklık değerlerinin, çevrelerindeki kırsal alanlara göre önemli artışlar göstermesine neden olur (Temuçin, 1996). Bu ve benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu örnekler bize, dünyada her şeyin yolunda olduğunu, insanoğlunun faaliyetleriyle dünyanın bir felakete sürüklenmediğini göstermemektedir elbet. Aksine alınması gereken acil tedbirler var. Ancak, iklim değişikliğini tamamen insan faaliyetlerine bağlamak, bu sorunlarla mücadele için ortaya konacak hedefler konusunda yanılmalara yol açar. Milyonlarca yıldır süregelen ve devam eden doğal iklim salınımlarının yanında insan etkisi ile oluşan değişimleri öncelikle birbirinden ayırmak gerekir. Bu iki süreç çoğunlukla karıştırılmaktadır. Tıpkı iklim ve hava durumu kavramlarının karıştırıldığı gibi. Yani bazı kişi ve kuruluşlarca çeşitli platformlarda savunulan, ‘eğer gerekli tedbirleri alırsak iklimlerde görülen değişiklikleri durdurabiliriz” yaklaşımı yanlış. Evet, elbette yaşamın sürdürülebilirliliği için çevresel sorunlara karşı tedbir alınmalı. Ancak alınacak hiçbir tedbir milyonlarca yıldır salınım halinde görülen doğal iklim değişikliklerinin önüne geçmeyi sağlayamaz. Bu noktada önemli olan geleceği doğru tahmin edip, gelecek koşullara nasıl uyumlu ve hazırlıklı olunabileceğini araştırmak. Sonra bu iklim salınımlarına uyumlu bir ekonomik örgütlenmeyle hazırlıklı olmak. Öte yandan insan etkisiyle oluşan çevresel problemlere karşı alınabilecek önlemler ve bu etkilerin nasıl azaltılabileceğinin veya hafifletilebileceğinin araştırılması da önemli. Yapmamız gereken iklimi etkileyen her türlü çevre sorununun olumsuz etkilerini azaltmak, hatta yok etmek.