Küresel Degradasyon Sürecinde Dağlar ve Dağ Alanları Yönetimi

Türk Coğrafya Kurumu /

ÖNSÖZ Dağların kaynak değerleri anlaşılmaya başlandıkça, ovalar ve kıyılarda doğal yaşam azaldıkça, insanoğlu dünyada gideceği son nokta olarak dağlara doğru yönelmeye başladı. 1990’lardan itibaren hızlanan bu süreç sonucunda bugün dünya nüfusunun yaklaşık % 26’sı dağlık alanlarda yaşamaktadır. Dağlık alanların kaynak değerleri ve potansiyelleri bu alanlara yönelen nüfus için bir cazibe yaratmaktadır. Ancak hızla artan nüfus ve paralelinde gelişen çevresel tahribatlar bu alanları da etkilemeye başlamıştır. Küresel anlamda görülen bu sorunlara ilk defa 1992 yılında gerçekleştirİlen Rio Çevre Zirvesinde etraflıca dikkat çekilmiş ve çevresel bozulmaların önlenebilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar başlatılmıştır. Öte yandan 2/3’ü dağlarla kaplı olan ülkemizin dağlarında henüz başlangıç noktasında olan çevre sorunlarının daha fazla büyümeden önlenebilmesi, bu alanların yöre halkına da katkı sağlayacak biçimde koruma-kullanma dengesi içinde değerlendirilmesi ve gelecek nesillere de bırakılabilmesi açısından şimdiden çalışma yapılması gerekmektedir. Bu kitabın amacı okuyucunun dikkatini dağlara ve dağlık alanlara çekerek bu alanların önemini ve yaşanan sorunları ortaya koymaktır. Yaşanan sorunlar yerel yada bölgesel olduğu kadar küresel boyutlara da sahiptir. İklim değişikliği gibi süreçler küresel etkenler içinde değerlendirilirken, çevresel tahribat ve bununla birlikte ortaya çıkan ekolojik bozulmalar yerel faaliyetlerin bir sonucudur. Kaynak değerler açısından önemli potansiyellere sahip dağlık alanların değerlendirilmesinde koruma – kullanma sürecinin sürdürülebilirliliği önem kazanmaktadır. Türkiye gibi yüzölçümünün büyük bir kısmını dağlık alanların kapladığı ülkelerde bu alanlar ile etek düzlükleri arasındaki olumlu etkileşimin sürdürülebilmesi için bütüncül yaklaşımlı planlama süreçlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu açıdan bu çalışmanın bir başlangıç olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Çünkü bu çalışma ile önerilen yönteminin araştırıcılara örnek olması ve ülkemizin diğer dağlarına uygulanmasıyla ortaya Türkiye dağlarının bir envanteri ve koruma-kullanma ilkelerinin çıkarılması en büyük arzumuzdur. Bu çalışma dağlık alanların giderek artan önemine dikkat çekmek üzere ele alınmış olmakla birlikte ayrıca klasik coğrafya yaklaşımı içersinde de dağlık alanların ele alınmasına ihtiyaç vardır. Başka kelimelerle, farklı bir açıdan ve daha detaylı olarak dağların oluşumu, dağılışı ile fiziki – beşeri faktörlerin karşılıklı etkileşimlerini ele alacak bir “dağ coğrafyası” çalışması bu çalışmayı tamamlayacak bir unsur olacaktır. Türkiye’nin en büyük coğrafyası olan dağlık alanların envanteri ve potansiyellerinin detaylı bir şekilde incelenmesi, buna göre oluşturulacak planlama ilkeleri ile koruma – kullanma dengesinin sağlanması, bu alanların sürdürülebilir kullanımı açısından öncelikle yapılması gereken çalışmalardır. Bu konuda çalışma yapacak herkese şimdiden kolaylıklar dilerim. Doç. Dr. Barbaros Gönençgil İstanbul 2009

Görseller

Coğrafya Kitapları